BASIN AÇIKLAMASI İSTANBUL, 07.01.2026
ROMA (ABD) İMPARATORLUĞU ÇÖKERKEN!
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i bir gece operasyonu ile malikanesinden alıp New York’a kaçırdı. Medyada çıkan haberlere göre Maduro’nun ayağı sakatlanmış, eşinin kaburgaları kırılmıştır.
Bağımsız bir devletin başkanını ve eşini gecenin bir vaktinde evinden alıp götürmek kabul edilemez büyük bir skandaldır. Bu olay uluslararası hukuk açısından da, insanlık açısından da kabul edilebilir bir durum değildir. Öncelikle ABD’yi ve Trump’ı kınıyor ve lanetliyoruz…
“Siz nasılsanız öyle yöneticilerle yönetilirsiniz.” ilkesi doğrultusunda, bir ülkenin yöneticisini o ülkenin halkı seçer ve yine isterse o ülkenin halkı görevinden alır. Dışarıdan yapılacak saldırılar, geçici olarak başarılı gözükse bile eninde sonunda başarısızlığa mahkûmdur.
Trump’ın bu haydutluğuna Amerika’nın iç hukuku (Kongre onayı almadan), BM, BMGK, Uluslararası Ceza Mahkemesi vb. kuruluşlar (!) dur demelidir… Bu uluslararası kuruluşlar (!), bu işgale, bu kolonileştirme ve çökme eylemine dur demelidir. Bu haydutluk cezasız kalmamalıdır. Bu bir gelenek haline getirilmemelidir.
“Maduro’nun evinden alınıp New York’a kaçırılması” olayı meydana gelirken Maduro’nun sağ kolu ve başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’in Rusya’da olması; ülkesine döner dönmez -sanki hiçbir şey olmamış gibi- başkanlığa vekalet etmesi, hükümetin, yönetimin kaldığı yerden görevlerine devam etmesi düşündürücüdür. Bundan daha düşündürücü olanı ise Moduro’nun oğlu Nicolas Maduro Guerra’nın Rodriguez’in başkanlık töreninde bulunması, etrafa gülücükler dağıtmasıdır.
Maduro’nun malikanesine saldırı düzenlenirken Venezula askerlerinin bir mermi bile atmaması, Maduro’yu sadece Kübalı askerlerin savunması, bu işin farklı bir boyutunun olduğunu göstermektedir.
Trump’ın haydutluğunu protesto etmek için Beyaz Saray’ın önünde toplanan büyük kalabalıklar; Latin Amerika ülkelerinde ve diğer bazı ülkelerde büyük protestolar yapılmasına rağmen Venezuela’da ve onun başkenti Carcanas’ta bir eylemin yapılmaması çok ilginçtir. Venezuela halkının direnişçi bir halk olduğunu geçmişte hem Chavez’in yanında yer alarak hem de Maduro’nun yanında yer alarak defalarca kanıtlayan bu halk, Neden sokaklara dökülmedi? sorusunun üzerinde durulması gerekir.
Fox News televizyonu, “İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diasdado Cabello ve Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez’in Maduro’ya yapılan bu operasyonun içinde olduklarını ifade etmiştir.” CIA’nın devşirdiği yakın korumaları ile Maduro’nun çok yakından takip edildiği ve yaptıklarının rapor edildiği iddia edilmektedir.
150’den fazla uçağın katıldığı, Başkentin ve dört eyaletin kritik yerlerinin vurulduğu harekât esnasında hava savunma sistemlerinin devreye girmemesi, gözle görülür hiçbir direnişin yapılmaması, ordunun ve yukarıda ifade ettiğimiz yetkililerin bu işin içinde olduğu ihtimalini doğrulamaktadır.
Harekâttan birkaç saat önce Maduro, Miraflores Sarayında Çin heyetini kabul etmişti. Çin’in Latin Amerika ve Karayipler Özel Temsilcisi Qiu Xiaoqi ile görüşen Maduro, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e; “Büyük bir kardeş ve dünya lideri olarak verdiği güçlü mesaj için” teşekkür etmişti.
ABD Başkanı Donald Trump Venezuela’nın petrol rezervlerine ve nadir toprak elementlerine çökmek, onları kontrol etmek için uzun zamandan beri Venezuela’nın petrol tankerlerine uluslararası sularda el koyuyor, Venezuela’nın açıklarında devamlı tatbikatlar yapıyordu. Açıkça; “Ben Venezuela’nın petrol sahalarını istiyorum.” diyordu.
- Asrın Firavun’u Trump; “Venezuela’da ABD’nin dev petrol şirketlerini devreye sokacağız. Milyarlarca dolar harcayarak petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar.” diyerek hiçbir uluslararası hukuku tanımadıklarını açıkça tüm dünya kamuoyuna mesaj vermiş ve ABD’nin tam bir haydut devlet olduğunu belgelemiştir.
Bu gerçeği; ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Laura Richardson; “ABD’nin Latin Amerika’daki ilgi odağı demokrasi değil petrol, lityum, altın ve nadir toprak minerallerini kontrol etmektir. Bölgede en büyük petrol rezervlerine ve kilit stratejik kaynaklara sahip Venezuela başlıca hedef konumundadır.” ifade etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı resmî sitesinde yer alan rakamlara göre: “Venezuela GSYH’sinin %30’u, ihracat gelirlerinin %95’i ve kamu gelirlerinin %56’sı petrol sektöründen kaynaklanmaktadır. Venezuela’nın 2022 yılı için kanıtlanmış petrol rezervi 303,468 milyar varil, petrol üretimi 636 bin varil/gün; doğalgaz rezervi 5,541 trilyon metreküp, doğalgaz üretimi 23,7 milyar metreküptür.”
Bu rakamlar bize gösteriyor ki, Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık beşte biri Venezuela’nın elindedir. Diğer lityum, altın ve nadir toprak minerallerini sayarsak ABD’nin Venezuela’yı neden işgal etmek istediği daha iyi anlaşılabilir…
Asıl mesele bu enerji kaynaklarını ele geçirmek ve onları istediği gibi yönetmektir.
“Şimdilik ülkeyi biz yöneteceğiz.” sözleri ile hiçbir hukuk tanımadıklarını açıkça tüm dünya kamuoyuna mesaj vermiş ve ABD’nin tam bir haydut devlet olduğunu belgelemiştir.
Amerika bu haydutluğu sadece Venezuela’da yapmamıştır.
Keza bugün yapılanın;
11 Eylül 2001 tarihinde, New York’ta “İkiz Kuleler” olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi’ne El Kaide’ye bağlı teröristler tarafından saldırıldığı bahane ederek Afganistan’a saldırması;
Şili Devlet Başkanı Salvador Allende’ye CİA destekli General Augosto Pinochet’in1973’teki darbesi;
Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’yı, “uyuşturucu kaçakçılığı”, “kara para aklamak” suçlamasıyla 3 Ocak 1990’da alıp götürmesi;
Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i, “El-Kaide terör örgütüne destek olmak”, “kitle imha silahları bulundurmak” suçlamasıyla Irak’ı işgal ederek idam etmesinden hiçbir farkı yoktur.
Trump ise, Gazze’yi tatil bölgesi yapacağını ve Gazze açıklarındaki büyük Hidrokarbon yataklarını işleteceklerini de söylemiş; Grönland adasını alacağını da söylemiştir.
Şili, Arjantin ve Bolivya üçgenindeki zengin lityum yataklarının varlığı Amerika’nın yeni hedefi olması açısından yeter sebeptir.
“Ben kralım, Amerika ile kimse savaşmayı göze alamaz!” diyen Trump, NATO ülkesi Danimarka’ya bağlı özerk bölge olan Grönland için, “Ulusal güvenliğimiz için Grönland’a ihtiyacımız var. Yirmi gün sonra bu konudaki planımı ortaya koyacağım.” diyerek yeni hedefini ortaya koyuyor.
Sırada Küba, Kolombiya, Meksika, Kanada ve diğer Latin Amerika ülkeleri mi vardır.
- Asrın Firavunu Trump’ın bu haydutluğuna Amerika’nın iç hukuku (Kongre onayı almadan), zaten itibarı yerlerde sürünen BM, BMGK, Uluslararası Ceza Mahkemesi vb. uluslararası kuruluşlar bu olaya da dur diyemezlerse tamamen yok hükmünde olacaklardır. Bunun için bu uluslararası kuruluşlar, bu işgale, bu kolonileştirme ve çökme eylemine dur demelidir. Bu uluslararası kurumlar, işgalci İsrail’in Gazze’deki “soykırım”ına, vahşetine sessiz kalarak ya da bir şey yapamamanın çaresizliği içinde yeterince yıpranmışlardı. Trump’ın bu haydutluğu da cezasız kalırsa bu kurumların tamamı iflas etmiş ve bundan sonra hiçbir hükümleri kalmayacaktır.
Hiçbir ülke, başka bir ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerine çökmeye kalkışmasın…
Zalimlerin hâkim olduğu bir dünya, ancak insanlığa zulüm getirir.
ABD’nin en büyük müttefiki İsrail’e birkaç yıl önce Kudüs’ü başkent olarak takdim ettiği gibi; bugün Amerika kıtası, yarın İslâm coğrafyası işgal edilmek istenebilir.
Suud-i Arabistan, Mısır, Türkiye gibi halkı Müslüman olan diğer ülkeler bir araya gelmeli, D-8’ler, D-60’a, D-160’a çıkarılmalıdır. ABD’ye, Siyonizm’e ve Küresel kuşatmaya karşı ancak birlik ve dayanışma içinde mücadele edilebilir.
“Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (Şuara 227. Ayet)
Zalimler kaybetmeye mahkûmdur.
“İman et mücadele et zafer senindir.”
“Zafer Hakk’ın ve Hakk’a inananlarındır.”
UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ