21. ASRIN FRAVUNLARI TRUMP VE NETANYAHU’NUN SONLARINA YAKLAŞIRKEN

12
0

BASIN AÇIKLAMASI                                                             İSTANBUL, 03.03.2026

 

  1. ASRIN FRAVUNLARI TRUMP VE NETANYAHU’NUN SONLARINA YAKLAŞIRKEN

 

21. Asrın Firavunları Netanyahu ve Trump; “Büyük Ortadoğu”, “Büyük İsrail”, “İslâm’ın İslâm’la Savaşı”, “Kaos Teorisi” ve “Şehir Devletleri” projeleri kapsamında İslâm coğrafyasını yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda “Yüzyıl Anlaşmaları”, “İbrahim Anlaşmaları” gibi anlaşmalarla kendi ittifak zincirleri ile İslâm dünyasını bölmeye çalışırken diğer taraftan Gazze katliamı ve ardından gelen işgal hareketi ile Filistin coğrafyasını yok etmek istemektedir.

Son iki yılda Netanyahu, BM’de yaptığı konuşmalarda gösterdiği haritalara uygun olarak ABD ile iş birliği içinde Ortadoğu coğrafyasını değiştirme stratejisini yürürlüğe sokmaya çalışmaktadır. Bu kapsamda 2025 yılından buyana İran fiilen satranç tahtasına konmuştur. İran’ın nükleer tesisleri tehlike olarak gösterilip İran tarafından uranyum zenginleştirme tesislerini iptal edilmesi kendisinden istenmiştir.

Bu baskı üzerine İran’la görüşmeler yapılmaya başlanmış ve İran zenginleştirmenin reaktör yapımı için gerekli seviyede tutulacağı konusunda olumlu bir tavır sergilemiştir. Bu konuda İran’la anlaşma noktasına gelindiği bir aşamada İsrail, bütün uluslararası düzeni, anlaşmaları bozacak tarzda “12 Gün Savaşı” olarak anılan 13 Haziran 2025’te ABD desteği ve onunla birlikte, İran’a ani bir saldırı yaparak fiilen bir savaşı başlatmış, barış masasını devirerek yapılan çok olumlu görüşmeleri engellemiştir.

Şer İttifakı/Şeytanı İttifak (Siyonizm-İsrail, ABD ve İngiltere) 12 Gün Savaşı öncesi, süresi ve sonrasında birçok Müslüman şahsiyeti, bilim insanını ve lideri şehit etmiştir: Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymanî, Haşdi Şabi Komutanı Ebu Mehdi el-Mühendis, Hamas ve Hizbullah liderleri ve onların ekipleri, Eski Cumhurbaşkanı Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Hamas Lideri İsmail Haniye, Nükleer fizikçi Abbasi, Azad Üniversitesi’nin Rektörü Mohammad Mehdi Tehranchi.  Shahid Beheshti Üniversitesi’nde nükleer mühendislik bölüm başkanı Abdulhamid Manouchehr, Beheshti Üniversitesi’nde nükleer mühendis Profesör Ahmad Reza Zolfaghari, Beheshti Üniversitesi’nde nükleer fizik profesörü Amirhossein Feqhi.

Umman devleti ABD ile İran arasında var olan nükleer zenginleştirme ile ilgili ihtilafları çözüme kavuşturmak için arabuluculuk görevi üstlenmiş, tarafların kabul etmesi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile İran arasında “uranyumun zenginleştirilmesinin sınırlandırılması” müzakereleri başlamış ve süreç çok olumlu bir noktaya; barış anlaşmasının imzalanması noktasına çok yaklaşılmıştır.

Cenevre’de İran ve Amerikan heyetleri arasında arabuluculuk yaptığı büyükelçilik binasından çıkan Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad El Busaidi, “görüşmenin iyi gittiğini”, “‘çığır açıcı gelişmenin’” olduğunu basın mensuplarına söyleyerek CBS’e konuşmuş, anlam ve kapsam olarak şunları söylemiştir:

“İran, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ortadan kaldırmayı, mevcut malzemeyi ülke içinde düşük seviyeye indirmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından tam denetime izin vermeyi kabul edebileceğini söylemiş ve hattâ ABD denetçilerinin de sürece katılabileceğini belirtmiştir.” “Anlaşmadan sonra İran, yalnızca sivil amaçlı zenginleştirme yapacaktır.” “Bir ilkeler anlaşması günler içinde imzalanabilecektir.”

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad El Busaidi, bu açıklamaları yaparken

İsrail Başbakanı kudurmuş köpek Netanyahu’nun emriyle İsrail Hava Kuvvetleri, 28 Şubat 2026’da 200 uçakla 500 İran hedefine saldırı düzenliyordu. Trump, İsrail’in saldırısından 4 saat sonra “İsrail ile iki ülkenin eşgüdüm içinde İran’a roketlerini, donanmasını, nükleer tesislerini tümüyle yok etmek üzere kapsamlı bir saldırı” başlattıkları açıklamasını yapmıştır.

Başta Tahran olmak üzere ülkenin 22 büyük şehrinde yüzlerce İran hedefini vurdular. Hastahaneler (Gandi Hastahanesi), okullar (kız ilkokulu), ibadethaneler, sivil ve askeri tesisler ayırt etmeden, insan hakları, uluslararası hukuku tanımadan bombardıman uçaklarıyla sivil halkın üzerine bomba yağdırdılar. Gazze’deki çocuklara nispet edercesine sadece bir kız ilkokulunda 165 çocuk öldürüldü. Tahran’daki Liderlik Yerleşkesinde üst düzey yetkililer toplantı halindeyken İsrail’in  hain saldırıları sonucu bir İran dinî lideri şehit edilmiştir: İran’ın Dinî Lideri Ayetullah Ali Hamaney’, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, Devrim Muhafızları Komutanı Muhammet Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve Hamaney’in Danışmanı Ali Şemhani, Hatem el-Enbiya (Askerî İstihbarat) Başkanı Salah Asadi, Genel Kurmay Başkanı Abdulrahim Musavi, Hamaney’in karısı, kızı, torunu ve İran’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmedî Nejad…

13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026’da yapılan görüşmelerde çözüm an meselesi iken, yapılan teklifler İran tarafından kabul etmişken şeytanı ittifakın saldırıları başlatmasının hiçbir izahı yoktur, olamaz da.

Ortadoğu’daki üslerinden askerlerini çekmek isteyen Trump, nasıl olur da iki uçak gemisi ve bir sürü savaş gemisini Doğu Akdeniz’e, Umman ve Hürmüz Boğazı açıklarına gönderebilir. Bunu, “Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail, İslâm’ın İslâm’la Savaşı, Şehir Devletleri, Kaos Teorisi” projeleri ve “Siyonizm’in Amentüsü” kapsamında ele alacağımız diğer basın açıklamaları ile açıklığa kavuşturacağız.

Şer ittifakının bu saldırılarına karşı İran’ın cevabı beklenmedik şekilde sert olmuştur. Başta İsrail olmak üzere ABD üslerinin bulunduğu, Erbil Uluslararası Havalimanı’ndaki ABD üssü, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Kıbrıs’taki İngiltere üslerini beklenmedik şekilde art arda vurarak hem İsrail’e hem de ABD’ye ağır zayiatlar verdirmiş, itibarlarını yerle bir etmiştir. Hürmüz Boğazı’nı kapatmıştır. İsrail, İran saldırıları karşısında 12 Mart’a kadar olağanüstü hâl ilan etmek zorunda kalmış ve 100 bin yedek askeri göreve çağırmıştır.

Biz gereği gibi cihat ettiğimizde Allah gerekli yardımı yapacak ve zalimlerin zulmünü sona erdirecektir:

“Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp-devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.”

(Şuara, 26/227)

Öncelikle kapı komşumuz olan İran’a ve İranlı kardeşlerimize yapılan bu saldırıyı İslam dünyasına yapılan bir saldırı olarak kabul ediyor, nefretle ve şiddetle kınıyoruz. Tüm Müslüman ülkelerin şer ittifakının niyetini çok iyi okuyup “Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak (Ali İmran, 3/103)” bir ve bütün olmaları gerektiğini hatırlatıyoruz.

Çünkü;

“Küfre sapanlar da birbirlerinin velileridirler. Eğer siz birbirinizin velisi olmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgunculuk olacaktır.” (Enfal, 8/73)

O nedenle İslâm İş Birliği Örgütü, Arap Birliği, D-8’ler ve özellikle bölgedeki Müslüman ülkelerin acil olarak bir araya gelmeleri ve şer ittifakına, bu küresel kuşatmaya karşı çok açık ve net bir tavır ortaya koymalıdır.

Başta Türkiye olmak üzere İslâm ülkelerindeki tüm ABD üsleri kapatılmalıdır.

Ve unutmayın;

“Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış bir düzen vardır.” (İbrahim, 14/46)

Henüz vakit varken!

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir