DEPREM ve SEL FELAKETİNİ YAŞAYAN MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN

0

Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olmak üzere çevresiyle birlikte 11 ilimizi ve Suriye, Lübnan bölgesini de etkileyen deprem sonrasında Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya’da sağanak nedeniyle yaşanan sel felaketinde 15 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yetkililerden yapılan açıklamaya göre, Adıyaman’da bulunan Kayseri ve Tunceli valileri, Gölbaşı’nda bulunan Tokat valisi, Jandarma Komutanları, Emniyet Müdürleri, kurtarma ekipleri ve iş makinalarıyla bölgeye intikal ederek arama kurtarma çalışmalarına başladılar. Öncelikle bu felakette ölen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize sabır diliyoruz. Mağdur olan kardeşlerimizin de bir an önce canlı olarak kurtarılmasını diliyoruz. Yaralı olan kardeşlerimize de Yüce Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

Depremde olduğu gibi sel felaketinde de evlerini, mallarını, hayvanlarını, ekinlerini, hayatı boyunca elde ettikleri birikimlerini kısaca her şeyini bir anda kaybeden kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz…

Milletle Devlet” el ele vererek yaralarınızı sarmaya çalışmalıyız. Canlarımız geri getirilemez, acılarımız gerçek anlamda dindirilemez ama bundan sonrası için yüksek sorumluluk ve ciddiyetle tedbir almamızı sağlayabilir.

Dolayısıyla; Millet, Devlet ve Gönüllü Kuruluşlar olarak;

  • Bir avuç ifsat edicilerin/şer güçlerin ve içerideki uzantılarının oyununa gelmeden, aramıza ekilmek istenen düşmanlığa fırsat vermeden, toplumun sağduyulu çoğunluğuyla birlik, beraberlik, kardeşlikte buluşmalı, yaralarımızı sarmalı ve tüm insanlık için sadece iyiliklerde karar kılmalı/yarışmalıyız.
  • İnsan yaşamının ehemmiyetini/önceliğini dikkate alarak, yaşanılabilir hayatın temellerini atmalı, insan fıtratına uygun bir yerleşim mimarisiyle yeni şehir planlarını devreye almalıyız. Bu anlamda doğanın hakkı olan, dere yataklarında, beslenme alanları olan ovalarda bulunan meskenlerimizi, sağlıklı ve güvenli yerlere taşımalıyız.
  • Akarsularımızın, derelerimizin, ırmaklarımızın civarında bulunan meskenler dâhil, fabrika gibi işletmeleri kaldırmalı, bundan sonrasına izin vermemeli ve gelecekte hayati önemi haiz olan sularımızın kirletilmesine müsaade etmeyerek muhafaza altına almalıyız.
  • Nefeslerimiz olan ormanlarımızın yanıp kül olmaması için her türlü tedbiri almalıyız.
  • Devletten Millete ve Gönüllü Kuruluşlara doğru genişleyen olgunluk, yetkinlik, ehliyet-liyakat sorumluluğu geliştirmeli, imkânlarımız dâhilindeki medya/sosyal medya vs. iletişim araçlarımızla kampanyalar oluşturmalı, okullarda, vakıf-dernek-stk ve köy derneklerinde, resmi-sivil kurum ve kuruluşlarımızda, camilerimizde, kışlalarımızda, çarşı-pazar ve esnaflarımız nezdinde, iş insanlarımız dâhil toplumun her kesiminde, yüksek sorumlulukla, emanet-ehliyet-liyakat ciddiyetinde bir eğitim seferberliği başlatmalı ve insanlara, felaketleri minimize edecek yaşanılabilir bir hayatın şuurunu kazandırılmalıyız.

Henüz Vakit Varken

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir