PROVOKATİF SÖYLEM VE EYLEMLERE DİKKAT EDİLMELİ

0

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, eşi Emine Hanımla birlikte korona olduğunu ve hastalığı hafif geçirdiğini, iyi olduklarını ifade eden bir açıklama yaptı.

Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi olarak Erdoğan ailesine ve çeşitli hastalıklardan dolayı evlerinde / hastahanelerde çare bekleyen tüm hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletir, yüce Allah’tan acil şifalar dileriz…

Dünya Devlet Başkanları / Liderleri, Türkiye’deki Parti Genel Başkanları, Belediye Başkanları, yöneticiler,  STK’lar, kanaat önderleri ve vatandaşlarımızdan çeşitli yollarla “Geçmiş olsun!”, “Acil şifa” dilekleri ve “sağlık” temennilerinde bulunulması,  dualar edilmesi sevindirici bir olaydır.

Cumhurbaşkanımızın aynı nezaketle mukabelede bulunması da çok önemli bir durumdur.

Küresel, bölgesel ve ülkesel olarak kritik bir dönemden geçtiğimiz bu sıkıntılı günlerde ümmetin / milletin birlik, beraberlik ve dayanışmaya ihtiyacı vardır.  Kültürümüzde var olan, ‘olmazsa olmaz’ bu gelenek, bundan sonra da devam ettirilmelidir.

Bu güzelliklerin yanında; “kin, nefret ve düşmanlığı” ülkesinin birliğini, bütünlüğünü temsil eden Cumhurbaşkanının ölümünü isteyecek kadar ileri boyutlara taşıyan marjinal kesimlerin bulunması, bu ülkenin geleceği açısından düşündürücüdür. Kem söz sahibine aittir. Kin ve nefret deryasında debelenip duran bu kesimi de esefle ve şiddetle kınıyoruz…

Böyle insanlar yetiştiren mevcut eğitim sistemi her yönüyle gözden geçirilmeli ve kendi kültür ve medeniyet değerlerimize göre yeniden yapılandırılmalıdır.

Seçilmiş bir Cumhurbaşkanının hastalığı üzerinden kin ve nefret saçarak gerilim oluşturmak, fay hatlarına enerji yüklemek isteyenlerin varlığına dikkat edilmelidir.

Çünkü, son günlerde, Samsun İlkadım ve Edirne Uzunköprü’de Mustafa Kemal’in heykellerine yönelik saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırılardan sonra bir kesim heykellerin etrafında nöbet tuttu ve tavaf yapar gibi ilginç görüntüler oluşturdu. Emniyetten yapılan açıklamalara göre saldırılar, iki sabıkalı sarhoş ile yine akli dengesi yerinde olmayan bir hırsızlık sabıkalısı tarafından gerçekleştirilmiştir.

Soru, bu ruh hastalarını, “Kim, hangi amaçla kullanmaktadır?” “Bunların arkasındaki yapı ve güç kimdir?”  Devletin üzerine gitmesi ve açıklığa kavuşturması gereken olgu bu olmalıdır.

Benzeri provokasyonların olmaması için, bu, ‘olmazsa olmaz’ bir durumdur. Konunun üzerine gidilmeli ve geçiştirilmemelidir.

Birtakım Sosyal Medya ve bir kısım konvansiyonel basın bu olayları da hemen provoke ederek ideolojik bir kisveye büründürüp olayı Müslümanların üzerine yıkmaya çalışmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus provokasyon yapan hesapların çoğunun fake veya bot hesaplar olmasıdır. Bu hesaplar ya ajan(s)lar tarafından ya da teröristler tarafından kullanılmaktadır. Olayın fitili ateşlendikten sonra birkaç ajans destekli veya fonlu çok takipçisi olan hesapların, bu bilgileri kullanılması sağlanmakta, akabinde provokatörler ortadan kaybolmaktadırlar.

Ajans işi üretilmiş bu provokatif bilgilerle saldırılan kesim, olayın mahiyetini araştırmadan, “Ne oluyor?” “Amaç nedir?” sorularını sormadan anında cevap vererek oyuna gelmektedir. Böylece kime hizmet ettiği anlaşılamayan bu ajan(s)lar amaçlarına ulaşmakta,  karşıt kesimler oluşturmakta, fay hatları meydana getirmekte ve kaos oluşturarak ortadan çekilmektedirler.

Bu gibi durumlarda sakin kalabilmek, gerekli cevabı gerekli biçimde vermek, toplumsal fay hatlarındaki enerjiyi boşaltmak, şer ittifakının ve ona hizmet edenlerin oyunlarını ellerinde patlatacaktır.

Ötekileştirmekten, kutuplaştırmaktan bahsederken her birimiz diğerini itham etmemeliyiz. Özellikle kanaat önderlerimizin, toplumda öne çıkan düşün, sanat, siyaset insanlarımızın bu dile çok dikkat etmeleri ve ayrımcı dil kullanmaktan uzak durmaları gerekmektedir.

Mustafa Kemal’in Samsun ve Edirne’deki heykellerine yapılan provokatif saldırıları bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

Her fırsatta Boğaziçi Kadife Darbe Sürecinde yeni fay hatları oluşturmak, var olanlara enerji yükleyerek çatışma meydana getirmek isteyen şer ittifakına ve onun yerli işbirlikçilerine karşı herkes daha dikkatli ve duyarlı olmalıdır.

Kavga, çatışma, ayrıştırma, kötü üslup, kem söz vb. her olumsuzluk, şer güçlerin işine yararken; huzur, barış, güven ve sükûnet ortamı ise bizlere hayırların kapılarını açacak, birliğimizi kuvvetlendirecek, içimizde ve dışımızdaki kötü niyetli marjinal gruplar ve elebaşlarının ifsat edici projelerini akamete uğratacak ve boşa çıkaracaktır.

Bu durum, farklı görüşlerde de olsa ülke için, millet için hayır düşünen kahir ekseriyeti huzur, güven ve barış ortamında etkilemeyecek ve daha dirençli kılacaktır.

İnsanlarımızı bu vesile ile sağduyuya, karşılıklı saygıya, birbirini anlamaya davet ediyoruz.

Bu aşamada Yunus’un; “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü çağrısının çok önemli olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

HENÜZ VAKİT VARKEN!

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir