PEYGAMBERİMİZE UZANAN ELLER KIRILIR! Bu cesareti kimden alıyorlar? Ona hakaret etme olayı neyi örtmek için yapıldı?

0

Türkiye LGBTİ Birliği, 13.07.2020 pazartesi akşamı saat: 20:58’de twitter hesabından “İslâm = Pedofili” ifadelerinin yer aldığı bir karikatürü servis ederek Hz. Muhammed (sav.)’e hakaret etmişler ve %99’u Müslüman olan bir ülkede, böyle bir hakareti yapma hadsizliğini, çirkefliğini ve şerefsizliğini göstermişlerdir. Bununla da yetinmeyerek, hemen akabinde, saat 22:59’da bu iğrenç saldırıyı daha da ileri götürerek “Pedofili arıyorsanız peygamberinize bakacaksınız!” ifadelerinin yer aldığı yeni bir paylaşım daha yaparak hadsizliğin, şerefsizliğin, namussuzluğun, densizliğin zirvesine tırmanma cesaretini göstermişlerdir.

Bir gün sonra, 14.07.2020 tarihinde bu iğrenç saldırı twitter gündemine düşmüştür. Olay büyük bir infiale neden olmuş, milletimizin yoğun tepkisi üzerine, Türkiye LGBTİ Birliği, zevahiri kurtarabilmek için ruhsuz, köksüz ve inandırıcılığı olmayan bir özür açıklaması yayınlamıştır.

Türkiye LGBTİ Birliği kimdir?

Nasıl bir ilişki zinciri içerisinde bulunmaktadır?

Birlik olduğuna göre bünyesinde hangi iç kuruluşlar yer almaktadır?

Uluslararası bir ilişki zinciri var mıdır?

Ulaşabildiğimiz kaynaklara göre tüzel kişiliğe sahip bir kurum olmayan bu oluşum, 2012 yılından bu yana ILGA (Uluslararası LGBTİ Federasyonu)’ya ve 2015’ten bu yana da Denge ve Denetleme Ağı (İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı ve Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı Avrupa’yı Birleştirme Programı – Kurtuluş Kiliseleri Derneği – TESEV – LİSTAG / LGBTİ Aileleri İstanbul Grubu – GEN-DER / Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi – HEBUN LGBT Derneği / Varoluş Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği – Kaos GL – Köpekle Yaşam Derneği – Lavender LGBTIQ+ – Oy ve Ötesi…)’na üyedir. Yani uluslararası bir mekanizmanın Türkiye ayağını oluşturmaktadır.

Şu an yapının hiçbir site veya sosyal medyasına ulaşılamamaktadır.

Böyle bir saldırı, ABD’deki “Pizzagate skandalı” ile eş zamanlı yapılmıştır. “İkinci Pizzagate skandalı” denen vaka, George Soros’un büyük ortağı olduğu Wayfair internet sitesinde patlak vermiştir. Pizzagate skandalının iki boyutu vardır:

  1. boyut: Çocukların organları, derisi ve kanı üzerinden yapılan ticaret (Batı’daki bazı zenginler gençleşmek için çocuk derisi ve kanını kullanmaktadırlar).
  2. boyut: Fuhuş sektörünün çok önemli bir alanı olan pedofili (Çocuklarla seks / cinsel ilişki) boyutu.

Deşifre olan bilgiye göre, büyük ortağının Soros olduğu iddia edilen Wayfair internet sitesinden, FAHİŞE AKBABALARA çocuklar pazarlanmaktadır.

Dikkat çekici olan bir başka nokta, ABD’deki mekanizmanın Türkiye ayağının olduğuna ilişkin bazı olguların var olmuş olmasıdır. Türkiye’de ABD’deki Pizzagate skandalına benzer şekilde satış yapan bir yapı söz konusudur. Bu yapının, TRENDYOL isimli şirketin alış-veriş sayfasından, ABD’deki gibi çeşitli ürünlerin etiketlerinde yazan fahiş fiyatlarla çocuk pazarladığı iddia edilmiştir. Bundan dolayıdır ki Pizzagate skandalından sonra, Trendyol firması bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır ve fakat sitede bulunan ürünlerin FAHİŞ fiyatlar konusunda kamuoyunu ikna edememişlerdir.

Peygamberimize yapılan iğrenç saldırının zamanlaması dikkat çekicidir.

Belli ki, yurt dışı kaynaklı birileri (şer ittifakı), çocuklara yönelik pedofili, fuhuş sektörünün Türkiye ayağının açığa çıkmasını ve çocuk organ ticareti ile pedofili vakalarının Türkiye gündemine gelip tartışılmasını istememiştir. Olayın bir boyutu bu iken diğer boyutu da Türkiye’de ciddi etkisi olan Soros’la ilgilidir. Soros’a kadar uzanabilecek bir rezalet zinciri (pedofili ve çocuk ticareti) ile ilgili bir tartışmanın yapılması da istenmemiş olabilir.

Bu nedenle hem kendi pisliklerini örtmek hem de gündemi değiştirmek için Peygamberimize saldırmışlardır.

Nitekim hem Pizzagate skandalı hem de Türkiye içinde aynı tavır ve davranışı sergileyen yapı, gündem olmamış ve tartışılmamıştır.

Tam bir psikolojik harekât yürütülmüştür.

Bu sıradan bir hakaret ve iftira paylaşımı değildir! Bilâkis, uluslararası bir operasyonun Türkiye ayağının açığa çıkmasını engelleme girişimidir!

Türkiye LGBTİ Birliği’nin dış bağlantılarının, Soros’un temsil ettiği yapı ile ilişkilerinin olup olmadığı; varsa, ne tür bir ilişki ağı olduğu ortaya çıkarılmalıdır.

Devletin bu ilişki zincirini ortaya çıkarma ve deşifre etme sorumluluğu vardır.

Birlik yönetiminin ilk twitter paylaşımından yaklaşık otuz saat sonra açıklama yapması, açıklamanın inandırıcı olmadığını göstermektedir. Otuz saatlik suskunlukları, bu işi bilerek ve isteyerek yaptıkları kanaatini kuvvetlendirmektedir. Yukarıda söz konusu ettiğimiz bu konu Türkiye gündemine gelmemiş ve tartışılmamıştır.

Artık mızrak çuvala sığmamaktadır!

İçlerindeki irin dışarı taşmaktadır.

Kin ve düşmanlıkları dışa vurmaktadır.

O nedenle Türkiye LGBTİ Birliği tarafından yapılan açıklama, bir aldatma, yanıltma ve örtbas etme operasyonu olup Al-i İmran 118. ayetini hatırlatmaktadır:

“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür…”

Çok dikkat çekici olan Türkiye LGBTİ Birliği’nin, özür beyanında, “İznimiz dışında hesaba erişimi olan biri ya da birileri tarafından paylaşılmış.” ifadelerinin yer almış olmasıdır.

Birlik yönetiminin bu paylaşımı yapan şahıslarla geçen yaklaşık otuz saat içerisinde görüşüp görüşmediği ortaya çıkarılmalı, olay kapatılmamalı, karanlık dehlizlerde kim kiminle irtibatlı olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca “hesaba erişim hakkı olanların” tümü sorgulanmalı, yurt içi ve yurt dışı tüm bağlantıları kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Birlik yönetimi, kendilerine rağmen tasvip etmediği bir tavır ortaya konulduğunu belirtmektedir. 1,7 milyar Müslümana hakaret eden bu adi müptezellerle ilgili bir tavır ortaya koyduklarına ilişkin bir beyanları bulunmamaktadır.

Her şeyden önce suç duyurusunda bulunmaları gerekirdi.

Kendilerine operasyon çekenleri (!) ilgili mercilere bildirmeleri ve hatta onları kamuoyu önünde deşifre etmeleri gerekmez miydi?

Hiçbir tepki göstermeyerek kendileri de suça iştirak etmişler; belki de süreci beraber yönetmişlerdir.

Bir noktaya daha dikkat çekmek istiyoruz: Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın okuduğu hutbeye, Ankara Barosu’nun yaptığı saldırı ile ciddi bir benzerliğin var olmasıdır. Ankara Barosu İslâm ve Müslümanlara saldırarak, Ali Erbaş’ın dikkat çektiği “Tanrının Krallığı” ve “Tanrıyı Kıyamete Zorlamak” konularının tartışılmasına ve gündem yapılmasına engel olmuştur. Amaç gerçekleştikten sonra da, “Lâf olsun!” diye, İslâm’a hakaret etmediklerini söylemişlerdir.

Bu iki olay arasındaki ilişki, önümüzdeki günlerde Türkiye’de kaos çıkarmak için çok daha pis saldırıların yapılabileceğini ve çok çirkin psikolojik harekâtın düzenlenebileceğinin işareti olarak değerlendirilmelidir. Bu saldırının bir başka boyutu da saldırı konularını sıradanlaştırıp toplumu duyarsızlaştırmak olabilir.

Türkiye LGBTİ Birliği’nin YAPTIĞI BU PAYLAŞIM, 1.7 milyar İslâm âleminin iman ettiği Peygamberine açık bir HAKARET, İFTİRA ve güncel tabirle SOSYOPSİKOLOJİK bir ŞİDDETTİR. Bizler bu aşağılık yaklaşımı, nefret ve şiddetle KINIYOR ve LANETLİYORUZ…

Batı kültür ve medeniyetinin inşa ettiği zihin böyle bir zihin olup ana amaçları “harsı ve nesli” yok etmektir.

“İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” (2 Bakara 205. Ayet)

Bu adi olay vesilesi ile herkesi sorumlu olmaya ve bu çirkef hareketlere ve yaşam tarzlarına karşı tavır almaya davet ediyoruz.

Bu yapılar, hareketler, ekipler, bu cesareti, AB Uyum Yasaları çerçevesinde bu millete dayatılan İstanbul Sözleşmesi, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi, 6284 sayılı yasa ve konu ile ilgili diğer tüm sözleşme ve yasalardan almaktadırlar.

O halde dinimize, Peygamberimize küfredilmesini istemiyorsak, bu yukarıda belirttiğimiz sözleşme ve yasaları derhal iptal etmeli ve kendi yasalarımızı kültür ve medeniyet değerlerimize göre yeniden inşa etmeliyiz.

Henüz vakit varken!

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir