MEDYA VE SOSYAL MEDYADA YAPILAN TÜM AHLÂKSIZ SALDIRILARI  NEFRETLE LANETLİYORUZ!

0

Son zamanlarda Ayşe Karamollaoğlu (Temel Karamollaoğlu’nun eşi)’na yönelik karalamalar, Başak Demirtaş (Selahattin Demirtaş’ın eşi)’a hakaret, Meral Akşener ve Esra Albayrak (Berat Albayrak’ın eşi)’a atılan iftira ve yapılan hakaretler, toplumsal olarak bir kaosun içerisine çekilmek istendiğimizin göstergeleridir.

Öncelikle bu tür ahlâksızlıkları, kimden gelirse ve kime karşı olursa olsun şiddetle KINIYORUZ. Özellikle aileler üzerinden yürütülen bu ahlâksız girişimleri LANETLİYORUZ…

Çünkü;

[24 Nur 23-24]: “İffetli mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahitlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.”

Bu noktada, Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Ayşe’ye, ilk sahabe neslinin yaşadığı bir dönemde, zina iftirası atanları hatırlatmak istiyoruz. O büyük iftirayı atanlar, Müslümanlar içinde birlikte davranan bir ihanet şebekesiydi.

[24 Nur 11]: “Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.”

Ne yazık ki, o gün bu iftirayı alıp yaygınlaştıranlar Müslümanlardı.

Bugün de, şer ittifakının istihbarat örgütleri tarafından kullanılmaya müsait insan unsurları kullanılıp Türkiye’nin fay hatlarına enerji yüklenerek operasyon çekilmektedir…

[24 Nur 12]:Onu işittiğiniz zaman, erkek müminler ile kadın müminlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: «Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür.» demeleri gerekmez miydi?”

[24 Nur 13]:Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir.”

[24 Nur 15]:O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu da kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük bir suçtur.”

[24 Nur 16]:Onu işittiğiniz zaman: «Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah’ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır.» demeniz gerekmez miydi?”

 

Bugün Türkiye’de sosyal medya uygulamalarında çifte standart kullanan iki kaynak söz konusudur:

  • Türkiye içi troller-farklı düşünce ve siyaset sahiplerinin linç etme mekanizmaları,
  • Küresel sosyal medya ağları.

 

  1. TÜRKİYE İÇİ TROLLER / İFSAT MEKANİZMALARI

Uzun zamandır Türkiye’deki sosyal medya trolleri, kendilerinden olmayan insanlara, özellikle, siyasi parti lider ve yöneticilerine son derece seviyesizce saldırmakta, onları linç etme girişimlerinde bulunmaktadırlar. Ama kendilerinden olduğuna inandıkları kişi ve kuruluşlara karşı aynı tavrı göstermeyip sessiz kalabilmektedirler. Bu adıl bir davranış değildir.

Çünkü;

[4 Nisa 135] :Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, Allah için adil şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları) nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.”

Bizim partinin / teşkilatın / cemaatın / ailenin hırsızı ile sizin partinin / teşkilatın / cemaatın / ailenin hırsızı;

Bizim partinin / teşkilatın / cemaatın / ailenin ahlâksızı ile sizin partinin / teşkilatın /     cemaatın / ailenin ahlâksızı;

Bizim partinin / teşkilatın / cemaatın / ailenin zalimi ile sizin partinin / teşkilatın / cemaatın / ailenin zalimi arasında ayırım yapmak demek, bu tür yanlışları meşrulaştırmak, ahlâksızlığa, adaletsizliğe ve zulme ortak olmak demektir.

Çünkü;

[11 Hud Süresi 113]: “Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım da göremezsiniz.”

Hangi siyasi kanaate / düşünceye mensup olursa olsunlar trollerin haksız, hukuksuz, adaletsiz, ahlâksız, seviyesiz linç etme girişimlerine / kampanyalarına toplum, yargı ve yönetim sessiz kalmamalı, bu girişimlere engel olmalı, engel olmak zorundadırlar.

Çünkü;

[38 Sad 26]: «Ey Davud, gerçek şu ki, biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse İNSANLAR ARASINDA HAK İLE HÜKMET, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmalarından dolayı onlar için şiddetli bir azap vardır.»

Çünkü;

[4 Nisa 58]: “Hiç şüphe yok Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDİYOR. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.”

Çünkü;

[57 Hadid 25] :Andolsun, biz peygamberlerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve İNSANLAR ARASINDA ADALETİ AYAKTA TUTSUNLAR diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik.”

Aksi bir tavır, güveni sarsar, sosyal şizofreniyi yaygınlaştırır, var olan fay hatlarını enerji ile doldurur ve yeni fay hatları ortaya çıkarır.

  1. KÜRESEL SOSYAL MEDYA AĞLARININ ÇİFTE STANDART UYGULAMASI

Sosyal medya ağları belli “standartları” kabul ettiklerini ifade ederek bazı Facebook, Twitter hesaplarına müdahale etmekte ve yasaklama getirmektedir.

Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi’nin, 15.06.2020 tarihli, “LGBT’ye destek veren SHELL, APTAMİL, DECATHLON ve NİVEA firmalarının ürünlerini protesto ediyoruz!” konulu basın açıklamasını, bir gün sonra, “Topluluk standartlarımıza aykırı” gerekçesiyle sansürlemiş ve yayından kaldırılmıştır.

Aynı sosyal medya ağları, Ayşe Karamollaoğlu’na Başak Demirtaş’a, Meral Akşener ve Esra Albayrak’a yapılan çirkin, seviyesiz ve ahlâksız saldırı karşısında sessizliğe bürünmüş ve “beş maymunu” oynamıştır.

“Topluluk standartlarını” göz ardı ederek ilkesizliğin zirvesine çıkmışlardır.

Bu, ne tezat bir durumdur?

Bu, ne ikiyüzlü bir tavırdır?

Görünen o ki; bu ağlar, hep çifte standart ve ifsat üzerine oluşturulmuştur!

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızına bile iftira atabilme cesareti gösterilebiliyorsa,

nice masum insan ve aile, kendilerine yapılan iftira, karalama ve linç edilme kampanyası karşısında savunmasız durumda kalmışlardır ve tedbir alınmazsa savunmasız da kalacaklardır. Bu gerçeği, yöneticilerin ve yargının göz önüne alması gerekir. Bunlara bu cesareti veren mekanizmaların mutlaka beli kırılmalıdır.

Amaçları toplumları ifsat etmek olan ve kontrolü belli güçlerin elinde bulunan mevcut Sosyal medya ağlarından Türkiye bir an önce kurtulmalıdır.

Türkiye acilen, kendi “Yerli ve Millî Sosyal Medya Ağını”nı oluşturmalıdır.

Eşzamanlı, hatta öncelikle olarak, bir “Sosyal Medya Ahlâkî” inşa edilmelidir. Her türlü hakaret, küfür, sövme içeren terbiyesiz ifadelere; cinsel içerikli, sapkın yönelim içeren ve herkesin rahatlıkla ulaşabileceği ahlâksız paylaşımlara; yalan haber üreten, karalayan, iftira eden yaklaşımlara; insanın şeref ve haysiyetini ayaklar altına alan iletilere medyada / sosyal medya ağlarında asla müsaade edilmemelidir.

Çünkü;

[24 Nur 19]: “İman edenler içinde, çirkin utanmazlıkların (fuhşun) yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada da, ahirette de acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz.”

Hukuk, adaleti gerçekleştirmek için vardır.

Kanunlar, herkese adil şekilde uygulanmalıdır.

Hürriyet / özgürlük, kimseye, başkalarının hakkına tecavüz etme hakkını vermemelidir.

Medya ya da sosyal medya ile ilgili yasal düzenlemeler yapılırken bu hususlara dikkat edilmelidir.

Türkiye’ye karşı “kurbağa deneyi” uygulanmakta ve bilinçli bir şekilde Türkiye’nin sinir uçlarıyla oynanmaktadır.

Yapılan ahlâksız saldırılara sessiz kalmak, tepki vermemek, bu ahlâksız saldırıların zamanla meşru bir hadiseymiş gibi algılanmasına sebep olacaktır.

Genelde insanı, özelde aileyi, kadını ve çocukları hedef alan hakaretlere karşı ortak tavır almalı ve gereken tepki mutlaka gösterilmelidir. Aksi bir durum bizleri, bölme, ayrıştırma, yeni fay hatları oluşturup birbirimize düşürmek isteyen

şer odaklarının işine yarayacaktır.

Öyleyse;

[24 Nur 21]:Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın, kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o, çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır…”

Bu gerçeği, siyasi parti yöneticileri dahil, tüm yöneticilerimiz görmelidir, görmek zorundadır.

Bu tür hak hukuk ve ahlâk kuralları ihlallerinde siyasi parti ayırımı yapılmadan ortak tavır koyma ahlâkî geliştirilmelidir.

Hangi düşünceye ve siyasi partiye mensup olursa olsun, bu tür hakaret içeren, seviyesiz paylaşımlara milletçe karşı durulmalı, sessiz kalınmamalı ve ayrım yapılmadan en etkili bir şekilde tepki gösterilmedir.

Çünkü;

[5 Maide 8]:Ey iman edenler, adil şahitler olarak Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.”

Her kademede ki yöneticiler, siyasiler, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri, dillerine ve üsluplarına özen göstermelidirler. İtici, hakaret edici, ötekileştirici dil asla kullanmamalıdırlar.

Kötülükler, en güzel şekilde savılmalıdır.

Bu hususta ki;

“Kullarıma, sözün en güzelini söylemelerini, söyle.” (17 İsra /53),

“Onlarla en güzel bir tarzda mücadele edin!” (16 Nahl / 125) ayetleri ilkemiz olmalıdır.

“Henüz Vakit Varken!”

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HARAKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir