SAYIN CUMHURBAŞKANI ÇAĞRISINDA YERDEN GÖĞE KADAR HAKLIDIR; BU SAPKIN HAREKETLERE CESARET VEREN YASALARI FESH ETMEK İÇİN, HEMEN HAREKETE GEÇMELİDİR

0

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan, 29.06.2020 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından, cinsel sapma hareketi ile ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu:

“…Biz işte böylesine hasbi ve geniş bir vizyonlu bir gayretle ülkemize hizmet ederken, birileri yine sinsice millî ve manevi değerlerimize saldırıyor. İnsanlık tarihi boyunca hep lanetlenmiş sapkınlıkları normalleştirerek özellikle genç dimağları zehirlemenin peşindeler. İnancımıza ve kültürümüze aykırı bu tür marjinal akımları destekleyenler bizim gözümüzde aynı sapkınlığın ortaklarıdır. Halkın lanetlediği ve tavır aldığı hiçbir yanlışın bu ülkede kök salma imkânı yoktur. Buradan milletimin tüm fertlerini Rabbimizin yasakladığı her türlü sapkınlığı sergileyenlere ve onları destekleyenlere karşı dikkatli olmaya, tavır almaya davet ediyorum.  Türkiye, güvenliğine ve ekonomisine yönelik tuzaklar yanında millî ve manevi yapısını hedef alan saldırılara karşı da mücadele edecek güce sahiptir.”

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “sapkınlıklarla” ilgili yapmış olduğu bu önemli açıklamasına Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi olarak aynen katılıyor ve gerekli tedbirlerin alınmasını bekliyoruz…

ERDOĞAN’IN SAPKIN OLARAK NİTELEDİĞİ TUTUM, TAVIR VE DAVRANIŞLARI SERGİLEYENLERE BU CESARETİ, 2011 İSTANBUL SÖZLEŞMESİ (KÖRLEŞMESİ), AB UYUM YASALARI ve 6284 SAYILI AİLEYİ YIKMA YASASI VERMEKTEDİR.

UNUTMAMALIYIZ Kİ, BU SAPMA HAREKETİNİ KORUYAN, DESTEKLEYEN VE HATTA TEŞVİK EDEN YASAL MEVZUAT VAR OLDUĞU SÜRECE TOPLUMUN BÜYÜK BİR KESİMİ, KONUŞMA GÜÇ VE İMKÂNINI KENDİNDE BULAMAYACAKTIR. 

24 Nisan 2020 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın Hacı Bayram Camiinde, cuma hutbesinde, Kur’an-ı Kerim’e atıfta bulunarak; “Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Eş cinselliği lanetliyor.” ifadesini kullandığı için başta Ankara, İstanbul ve İzmir Baroları olmak üzere MALUM kesimler tarafından başlatılan LİNÇ KAMPANYASI, canlı bir şekilde hepimizin hafızalarındadır. Eğer anında ve şiddetli bir şekilde toplumsal bir tepki olmasaydı, ne tür sonuçlar ortaya çıkabilecekti, düşünün!

BAŞTA CUMHURBAŞKANI OLMAK ÜZERE TÜM YÖNETİCİLERİN ve MİLLETİMİZİN BUNU DÜŞÜNMESİ, ÜZERİNDE TEFEKKÜR ETMESİ GEREKİR.

Diyanet İşleri Başkanı’nın Kur’an’a atıfta bulunarak bugün konuşma yapmasına engel olmak isteyenler, yarın İstanbul Sözleşmesi’nin ruhuna aykırı, ters olan tüm ayet ve hadisleri yasaklamaya kalkacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın!

ŞU SORUNUN CEVABI ÖNEMLİDİR: İğrenç bir YAŞAM TARZINI “Onur Yürüyüşü(!)” adı altında meşrulaştırmaya çalışma gayret ve cesaretini bu insanlar nereden alıyorlar?

Onlar bu cesareti, İstanbul Sözleşmesi, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE- TOPLUMU CİNSİYETSİZ ETME / TOPLUMU CİNNET ETTİRME) Projesi ve bunları esas alarak yasallaştırılmış 6284 sayılı AİLE YIKIM YASASI ve ilgili diğer yasalardan (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu vb.) almaktadırlar.

SAYIN CUMHURBAŞKANI, Buradan milletimin tüm fertlerini Rabbimizin yasakladığı her türlü sapkınlığı sergileyenlere ve onları destekleyenlere karşı dikkatli olmaya, tavır almaya davet ediyorum.  Türkiye, …millî ve manevi yapısını hedef alan saldırılara karşı da mücadele edecek güce sahiptir.” çağrısında yerden göğe kadar HAKLIDIR.  Ancak bunlara bu cesareti veren yasaları feshetmek için hemen harekete geçilmelidir.

 

İstanbul “Körleşmesi” (Sözleşmesi) feshedilmediği, Toplumu Cinsiyetsiz Etme / Toplumu Cinnet Ettirme Projesi (TCE) kaldırılmadığı ve 6284 sayılı Aileyi Yıkma Yasası ve ilgili diğer yasalar (5237 sayılı Türk ceza kanunu, 4721 sayılı Türk medeni kanunu vb.) kendi kültür ve medeniyet değerlerimize göre yeniden düzenlenmediği müddetçe bu insanlar ailemize, neslimize, milletimize ve ülkemize çok daha şiddetli bir şekilde saldırmaya devam edeceklerdir.  

BU YASALAR VAR OLDUKÇA AİLEMİZ, NESLİMİZ, MİLLETİMİZ VE ÜLKEMİZ ÇOK BÜYÜK BİR TEHDİT ALTINDADIR.

UNUTMAYINIZ Kİ, TÜRKİYE KÜRESEL BİR İFSAT HAREKETİNİN SALDIRI MERKEZİNDEDİR.

BUGÜN SUSANLAR, YARIN BUNUN HESABINI HEM BU DÜNYADA HEM DE ÖTEKİ DÜNYADA, YÜCE MAHKEMEDE VEREMEYECEKLERDİR.

SAYIN ERDOĞAN BUGÜN CUMHURBAŞKANI OLMASAYDI, DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ÇOK DAHA SERT VE ŞİDDETLİ SALDIRILARA UĞRAYACAK, BİRÇOK BARO VE DERNEK MAHKEMELERDE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMAK İÇİN KUYRUĞA GİRECEKTİ.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, HER TÜRLÜ CİNSEL SAPMAYA SERBESTİYET VE MEŞRUİYET TANIMAKTADIR!

ÇÜNKÜ;

İstanbul Sözleşmesi’nin 4. Maddesinde yer alan “cinsel yönelim” kavramsallaştırılması ile her türlü cinsel sapma (LGBTQ+ -Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel, İnterseks, Queer,

+: cinsel kimliğini henüz tanımlamamış) yasal koruma altına alınmıştır (Madde 4 – 3).

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, EŞCİNSELLİĞİ KORUMA ALTINA ALARAK KUR’AN’A SAVAŞ AÇMIŞTIR!

ÇÜNKÜ;

İstanbul Sözleşmesi’nin 4. Maddesine göre Kur’an-i Kerim’de var olan eşcinsellikle ilgili tüm ayetler (6/86; 7/80-84; 11/70-89; 15/59-77; 21/74-75; 26/160-175; 27/56-59; 29/25-35; 37/133-138; 38/13; 50/13; 54/33-39) ve konu ile ilgili tüm hadisler mülga edilmiş olmaktadır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, ZİNA VE FUHŞU YASAL KORUMA ALTINA ALARAK  YAYGINLAŞMASINA İMKÂN SAĞLAMAKTADIR!

ÇÜNKÜ;

İstanbul Sözleşmesi’nin 36. Maddesi, rıza temelli her türlü cinsel ilişkiye cevaz vererek zina ve fuhşu suç olmaktan çıkarmakta ve yaygınlaşmalarını yasal güvence altına almaktadır:

“Madde 36 – 1- Taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

  1. Başka bir insanla rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;
  2. Bir insanla rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;
  3. Başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.
  4. Rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.
  5. Taraflar 1. Fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ; ZİNAYI SUÇ OLMAKTAN ÇIKARARAK KUR’AN’A SAVAŞ AÇMIŞTIR!

ÇÜNKÜ;

İstanbul Sözleşmesi’nin 36. Maddesine göre Kur’an-i Kerim’de var olan zina ile ilgili tüm ayetler (4/15, 25; 17/32; 24/2-9; 25/68; 33/30; 60/12; 65/1) ve hadisler mülga edilmiş olmaktadır.

İSTANBUL KÖRLEŞMESİ (SÖZLEŞMESİ), “NİKÂHSIZ BİRLİKTELİĞİ” / “SEVİYELİ BİRLİKTELİĞİ (!)” / “METRES HAYATINI” YASAL KORUMA ALTINA ALARAK NİKÂHA, NİKÂH KIYDIRANLARA SAVAŞ AÇMIŞTIR.

ÇÜNKÜ;

İstanbul Sözleşmesi’nin 36. 46. ve 59. Maddelerinde “birlikte yaşanan birey” (partner) kavramsallaştırılması ile “nikâhsız birliktelikler” / “metres hayatı” hem aile olarak kabul edilmekte hem de zina/fuhuş meşrulaştırılmaktadır.

Böylece aile kavramı, fuhuş hayatı ile iç içe geçirilerek kutsiyeti tahrip edilmektedir. Bu maddelere göre nikâhsız birlikteliklere/hayat tarzlarına karşı en basit bir ahlâkî müeyyidenin dahi uygulanması suçtur. Çünkü sözel ve psikolojik şiddet tanımları ile ahlâkî müeyyide uygulanması imkânsızlaştırılmıştır.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ; AİLE İÇİ İHTİLAFLARDA ARABULUCULUK / HAKEMLİK SİSTEMİNİ YASAKLAYARAK AİLEYE SAVAŞ AÇMIŞTIR!

ÇÜNKÜ;

“Madde 48 – 1- Taraflar bu Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ; AİLE İÇİ BARIŞMAYI SUÇ KABUL EDEREK AİLEYE SAVAŞ AÇMIŞTIR!

ÇÜNKÜ;

 İstanbul Sözleşmesine göre mağdur, bir kez şikâyet yapmış ise şikâyetini geri çekme hakkına sahip değildir. Kendileri şikâyetlerini geri çekse bile açılan dava, bu istekten bağımsız olarak devam ettirilecektir:

“Madde 55 –1- Taraflar, … mağdurun ifadesine veya şikâyetine bağlı olmaksızın ve mağdurun ifadesini veya şikâyetini geri çekmesi durumunda dahi devam edebilmesini temin edeceklerdir.”

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE DAYANAN 6284 SAYILI AİLEYİ YIKMA YASASI; İHBARLARDA “DELİL VEYA BELGE ARAMAYARAK CEZALANDIRMAYA İMKÂN VERDİĞİNDEN HUKUKA KARŞI SAVAŞ AÇMIŞTIR!

ÇÜNKÜ;

“(6284 Sayılı Yasa) MADDE 8 – (3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.” (Bak: 6284 Sayılı Yasanın Uygulama Yönetmeliği MADDE 6–1,12-1 ve 30-3)

Herhangi bir yönetim değişikliği durumunda -İBB Başkanı’nın LGBT ile ilgili bir Müdürlük kurmaya kalkışması örneğinde olduğu gibi- bu kanunların, milletimize karşı zulüm aracı olarak kullanılabileceğinin göz önüne alınması gerekir.

Öyleyse yapılması gereken;

6284 sayılı AİLEYİ YIKMA Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddeleri, TOPLUMU CİNNET ETTİRME / CİNSİYETSİZ ETME (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) Projesi ile İSTANBUL SÖZLEŞMESİ FESHEDİLMELİDİR!

Tüm kanunlar, kendi kültür ve medeniyet değerlerimize göre hazırlanmalıdır.

Bu husus, MİLLETİMİZ İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR.

Henüz vakit varken, yarın çok geç olabilir…

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir