FETHİN SEMBOLÜ AYASOFYA CAMİSİ MUTLAKA AÇILMALIDIR!

0

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin ardından ilk Cuma namazını kılarak camiye dönüştürdüğü, 481 yıl cami olarak Müslümanları bağrına basan Fethin sembolü Ayasofya Camii, 24 Nisan 1934’te, hangi gerekçe ile alındığı anlaşılamayan ani bir kararla müze haline getirilmiştir. Tam 86 yıldır mahzun ve sessizlik içinde, onun bu sessizliğini bayram şenliğine çevirecek müminlerin yolunu bekliyor. Fatih’in emaneti ve hatırası ulu mabed, şairin mısralarında ifade ettiği gibi; “Ayasofya ses vermiyor/Ayasofya bir hoş/Ayasofya bomboş…” olarak kurtarıcısını bekliyor.

Gelin Ayasofya’nın bu çığlığını duyalım…

Fethin 567. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunması ve dualar edilmesi, bazı dış çevreleri rahatsız etmiş olacak ki, ardı ardına açıklamalar yapılmaya başlandı.

“Zulüm 1453’te başladı!” diyen Soros’un desteklediği Kadife Darbeci “Geziciler”den ilham alan, Siyonist İsrail işbirlikçisi, cuntacı Sisi’nin sözde Fetva Kurulu (!), Ayasofya için “1453’te İstanbul’u işgal edene kadar kilise idi…” açıklamasında bulunma zavallılığını göstermiştir.

“Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile ilgili yayınlanan üyelik müzakerelerinin askıya alınmasının kabul edildiği raporda, Türkiye’nin, Ayasofya‘yı camiye çevirmemesi gerektiğine vurgu yapılmıştı.” (AA 15.3.2019)

AP’nin yanında Yunanistan’ın ve bazı AB ülkelerinin medyalarında yer alan tepkileri ile karşılaştık.

Ayasofya’nın ne kadar sembolik bir anlamı olduğunu unutmamak için, hepimizin ibret ve dehşetle hatırlamamız gereke olay; Yeni Zelandalı bir teröristin iki camiye yaptığı saldırıda silahsız, masum, ibadet halindeki kırk dokuz Müslümanı şehit etmesi olayıdır. Bu katilin elindeki manifestoda, Ayasofya’nın ve İstanbul’un alınmasından, camilerin, minarelerin yıkılmasından ve ezanların susturulmasından bahsediliyor olması düşündürücüdür.

Onlar Ayasofya’nın önemini biliyorlar, unutmuyorlar ve katil olarak yetiştirdikleri nesillerine de unutturmuyorlar…

İnsanımıza ve özellikle gençlerimize İstanbul’un ve Ayasofya’nın bizim için ne anlam ifade ettiğini öğretmeliyiz.

Çağ açıp çağ kapayan ve Peygamberimizin, “İstanbul/Kostantaniyye elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” Hadis-i Şerifiyle hedef gösterdiği İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet, surları yerle bir ederek fethi gerçekleştirdiğinde, panik içinde ağlayarak yere kapanan halka; ‘Ayağa kalkın! Ben, Sultan Mehmet, bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız…” diyerek bugün bile insanlığın ulaşamadığı hürriyeti insanlığa tanıyordu.

Ayasofya’da ezan okutup ikindi namazı kıldırdıktan sonra, Ayasofya’yı fethin sembolü olarak camiye dönüştürmüştür. Namaz kılarken insan ve melek figürlerinin üstüne bez örtülmesini emretmiş ve “alın teri, el emeği ve göz nuru” diyerek süslemelere dokunulmamasını istemiştir.

İbadethanelerin ve o eserlerin bugüne gelmesi, İslâm anlayışının Ona kazandırdığı müsamahanın eseriydi.

Bugün bile ülkemizin büyük bir kesimine dağılmış olan kiliselerin, havraların ve sinagogların tamir edilmesi, yaşatılması bu anlayışın ürünüdür.

Türkiye’de, son yirmi yıl içinde yirmiye yakın kilise ve havra tamir edilmiştir.

831 yıl hüküm süren Endülüs devletinden kilise ve müzeye çevrilmiş Kurtuba Camisi dışında bugüne kadar gelen başka eser kalmamıştır. İçerisinde, üzerinde ayetlerin bulunduğu birkaç kalın tahtanın dışında camiden bir şey bulamazsınız… Asırlarca ezan okunup namaz kılınan sembolik Kurtuba Camisinde bugün iki rekât namaz bile kılamazsınız.

Endülüs devletinden kalan sembolik birkaç eser (El Hamra, Kurtuba vb.) dışında ne kadar cami, tarihi eser ve kütüphane varsa hemen hemen tümü yakılmış, yıkılmış, yok edilmiş ve yok olmasına göz yummuşlardır. Müslümanlardan kalan ne kadar kitap varsa semt meydanlarına toplayarak kitap yakma törenleri düzenlemişlerdir.

Biz yaparız onlar yıkar.

Biz yaşatırız, onlar yok eder…

Bizim, Batı/Batıl ile aramızdaki fark budur.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın, ‘Ayasofya ahirete kadar camii olarak kalacak!’ vasiyeti yerine getirilmelidir.

Dünyanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi Ayasofya Camii mutlaka açılmalıdır.

Tüm siyasilerin destek verdiği Ayasofya’nın cami olarak açılması konusuna her türlü siyasi mülahazaların üstünde/fevkinde yaklaşılmalıdır.

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in vasiyeti olduğu için Ayasofya açılmalıdır.

Fethin sembolü olduğu için Ayasofya açılmalıdır.

481 yıl cami olarak ibadetlerimizi yaptığımız ve en doğal hakkımız olduğu için Ayasofya açılmalıdır.  

  1. Dünya savaşı sırasında İngilizler, Ayasofya’yı korumakla görevli olan askeri birliğimizi oradan çekmek ve Ayasofya’yı kiliseye dönüştürmek istemesi üzerine, birliğin başında bulunan Binbaşı Tevfik Bey, asla Ayasofya’yı terk etmeyeceklerini, eğer ısrar edilirse Ayasofya’yı kendileriyle birlikte havaya uçuracaklarını ifade etmişlerdi.

Binbaşı Tevfik Beyin, on binlerce şehidin ve bir o kadar da gazinin aziz hatırasına saygısızlık yapılmaması için Ayasofya açılmalıdır.

Kendi Kültür ve Medeniyet değerlerimizin inşasında sembolik anlam taşıdığı için Ayasofya açılmalıdır.

AYASOFYA CAMİ OLARAK İBADETE AÇILMALIDIR!

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir