AVM’LER AÇILABİLDİĞİNE VE HER TÜRLÜ TÖREN YAPILABİLDİĞİNE GÖRE RAMAZAN BAYRAM NAMAZI İLE BİRLİKTE TÜM CAMİLERİN İBADETE AÇILMASINI BEKLİYORUZ!

0

23 Nisan kutlamaları dolayısıyla, iktidar ve muhalefetin yüzlerinde maskelerle, TBMM ve Anıtkabir’deki törenlere katılmış olmalarını esefle karşılamış ve 25 Nisan günü, söyledikleriyle yaptıklarının tezatlığını ortaya koyacak bir Basın Açıklaması yapmıştık. İktidar ve muhalefeti ile tüm siyasilerimizin sorumlu davranması gerektiğinin altını da çizmiştik.

Süreç, siyasetçilerimizin bu kritik dönemde sözleri ile fiilleri arasında ciddi tezatlar yaşadıklarını göstermektedir.

Bizi üzen ve düşündüren, Türkiye’yi yöneten veya yönetmeye talip olanların, halkın duygularını, psikolojisini göz önüne almadan koronavirüs salgını dolayısıyla tedbirler bağlamında söyledikleri ile bugün bu söylediklerine ters tutum, tavır ve davranış içerisinde olmuş olmalarıdır.

Bu durum, aşağıdaki altı olay kapsamında ele alıp değerlendirmek gerekmektedir:

  • 1915 Çanakkale Köprüsü‘nün Çelik Kulelerindeki Son Bloğunun Yerleştirilmesi Töreninin Yapılması, 16 Mayıs 2020,
  • İyi Parti Genel Başkanının Bir Heyetle Anıtkabir’e Gitmesi, 19.05.2020,
  • Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının Bir Heyetle Anıtkabir’e Gitmesi, 19.05.2020,
  • Ilısu Barajı’nın Açılış Töreninin Yapılması, 19.05.2020,
  • Camileri Kapalı Geçen Bir Kadir Gecesi, 19.05.2020,
  • Dönem 1398 Adli Yargı Hâkim ve Savcının Görev Yerlerinin Kurayla Belirlenmesi Törenin Yapılması, 20.05.2020.

Bu altı olay, hemen hemen aynı ana denk gelmiştir. Beş tanesinde şu ya da bu şekilde törenler düzenlenirken; bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde camiler kapalıydı. Tüm Müslümanlar, Kadir gecesinde, Camileri coşkuyla doldurur Allah’a içten yönelir, arınmak ve selamete kavuşmak isterlerdi:

“Biz Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik.

Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.

O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (97 Kadir 1-5)

Böyle bir geceyi ihya edebilmek için manevi bir unsur olarak camilerin, koruma tedbirlerine uymak şartıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonunda serbest bırakılması arzu edilirdi. Böyle bir dönemde, böyle bir uygulama manevi heyecanı, birlik ve dayanışma ruhunu şahlandırır; korona salgınının neden olduğu psikolojik baskıyı bertaraf edebilirdi.

Bize göre halktan uyması istenilen tedbirler kapsamında “Ilısu Barajı’nın Açılış Töreninin” ve “1915 Çanakkale Köprüsü‘nün Çelik Kulelerindeki Son Bloğunun Yerleştirilmesi Töreninin” yapılması, üstelik de güvenlik kurallarına uyulmadan yapılması psikolojik olarak yanlış olmuştur. Ilısu Barajı açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok haklı olarak “Fizikî mesafeye dikkat edelim. Böyle kol kola, dirsek dirseğe yok. Sosyal mesafeye ve fiziki mesafeye uygun duralım. Çok yakınız. Maskesi olmayanlara maske verelim. Önce tedbir alalım ki milletimizden tedbir isteyelim. Birbirimize çok yakınız. Maske, mesafe ve temizlik. Bu üçü çok önemli” şeklinde yaptığı ikaz, Türkiye bürokrasisinin koronavirüs salgınını ciddiye almadığının ya da koronavirüs salgınının etkisinin çok azaldığının bir göstergesi değil midir?

Mesele törenlerin yapılıp yapılmaması meselesi değildir. Mesele konunun bir bütün olarak ele alınması, yasak getirilen alanların bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmesidir. Bir taraftan törenler yapar, AVM’leri açar ve Futbol maçlarını serbest bırakırken; diğer taraftan camileri ibadete kapalı tutmamanız gerekir.

Meselenin bu kapsamda değerlendirilmesi ele alınması gerektiği, yaptığımız uyarılara bu pencereden bakılması gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü bu tür tezatlı uygulamalar, alınan tedbirlerin abartıldığı, halkın yanıltıldığı düşünce ve anlayışını oluşturmakta ve yaygınlaştırmaktadır. Özellikle gençlikte bu algı oluşmakta ve de yaygınlaşmaktadır. Bunun sonucunda da koronavirüs salgını ile ilgili söylenenlere inanmamaya başlamaktadırlar. Bu psikolojinin derinleşmesi ve yaygınlaşması, gençliğin yurt dışına göç etme duygularını tahrik etmekte ve de kanaatimizce “gizli bir el ve güç” de bunu yönlendirmektedir. Gençlik bu tür davranışları, eylemleri doğru ve adıl bulmamaktadır. Gençlikte gayrimemnun bir kitle oluşmakta ve de bu durum gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Bu noktada Hz. Şuayb’ın adaleti ve mizanı bozarak yeryüzünde ifsad edici bir yaşam tarzını idame ettirmek isteyen kavmine söylediklerini hatırlamakta fayda vardır:

“(Şuayb) Dedi ki: “…Ben, size yasakladığım şeylerde (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir.” (11 Hud 88)

Bu bağlamda son 1-2 ay içerisinde İYİ Parti ve CHP yöneticilerinin koronavirus salgını için alınması gereken tedbirlerle ilgili söylediklerinden bir kesit aşağıya almaktayız:

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Devlet aklıyla, Bilim Kurulu’nun önerileri çerçevesinde hazırlanacak ve devlet ciddiyetiyle uygulanacak bir programla, ülke genelinde 15 günlük zorunlu karantina ilan edin.”

 İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu:  

“Hükümet gerekmesi halinde sokağa çıkma yasağı ilan edebilir.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray:

“…Türkiye çapında karantina şart.“Tedbirleri taksit taksit, parça parça aldılar. Halbuki taksit taksit karantina olmaz!”  “…Türkiye çapında karantinayı ilân edin. Türkiye çapında karantina şart.”

Türkiye sathında “karantina şart” diyenlerin grup halinde Anıtkabir’e gitmesini nasıl yorumlayalım?

Bu tezatlı bir davranış değil midir?

Bu tezatlı davranışın, genel olarak halkın özel olarak da gençliğin üzerindeki etkisi, hiç düşünülmüş müdür/düşünülmekte midir?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“…Bugün geldiğimiz noktada; geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina ihtiyacı olduğu açıktır.
“…Bu nedenle 65 yaş üzerinde olanlar ile kronik hastalığı bulunanlar için getirilen sokağa çıkma yasağının, …bir an önce herkes için genelleştirilerek, genel bir karantinaya dönüştürülmesi zorunludur.”
“… Artık sorun “evde kal” aşamasından “evde tut” aşamasına geçmiştir.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak:

“…İbadet yerleri gibi insanlarımızın birbirine yakın olduğu alanlarda gerekli ve yeterli tedbirlerin henüz neden alınmadığını merak ediyoruz. Hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir. Bu çerçevede alışkanlıklarımızdan, gelenek ve göreneklerimizden bir süreliğine fedakârlık etmek durumundayız.”

CHP Yöneticilerinin, koronavirüs salgını ile ilgili iktidara yönelttikleri eleştirilerde kullandıkları, “Geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina ihtiyacı olduğu açıktır.”; “Sadece 65 yaş üzerinde olanlar değil” genel bir karantinaya dönüştürülmesi zorunludur.” Artık sorun “Evde kal!” aşamasından “Evde tut!” aşamasına geçmiştir.” şeklinde dile getirdikleri tedbirlere kendilerinin uymamalarını, nasıl izah etmek gerekir?

Türkiye’de “65 yaş altı da dâhil” tüm toplum için “topyekûn karantina” isteyen, 65 yaşını geçmiş bir liderin yasaklara rağmen Anıtkabir’e maskesiz olarak gitmesi ve milletvekillerinin gelmesini bekleyerek bir grubun oluşmasına sebebiyet vermesi, ciddi bir tezat değil midir?

“İbadet yerleri gibi insanlarımızın birbirine yakın olduğu alanlarda gerekli ve yeterli tedbirlerin henüz neden alınmadığını”,Bu çerçevede alışkanlıklarımızdan, gelenek ve göreneklerimizden bir süreliğine fedakârlık etmek durumundayız.” deyip halktanalışkanlıklarından, gelenek ve göreneklerinden” “bir süreliğine fedakârlık” yapmalarını isteyenlerin, Anıtkabir’i ziyaret etme inançlarından, gelenek-göreneklerinden niçin vaz geçmediklerini anlayabilmiş değiliz.

Böyle bir dönemde, gerek 23 Nisan ve gerekse 19 Mayıs törenleri kapsamında liderlerin, siyasilerin Anıtkabir’e gidip çelenk koymasının yanlış olduğunu söylüyoruz.

Milletin, süregelen yaşam tarzının birçoğundan zaruret çerçevesinde feragat ettiği bu hassas dönemde, Devlet Yönetiminin aldığı kararlara iktidar ve muhalefetiyle siyasi erkin uymaması, başta inandırıcılığını yitirmesine, sonrasında ise aldığı kararların sorgulanmasına ve kararlara şüpheyle bakılmasına yol açmaktadır.

Milletimiz, toplumun sağlığı açısından, Devlet Yönetiminin aldığı kararlara büyük oranda uymuş, akl-ı selim göstermiş, olaya feraset, basiret ve hikmetle yaklaşarak, insanı önceleyen ve önemseyen inancının, verdiği bir kolaylık olan “zaruret” halini devreye alarak; Müslüman ümmetin şiarlarından olan;

  • Cuma Namazlarından;
  • Cemaatle Namaz kılmaktan;
  • Umre ibadetinden ve belki süreç uzarsa Hacc ibadetinden ve dini bayramlarından;
  • Rahmetiyle bir muştu olan şu mübarek Ramazan ayında, küçük-büyük, genç-yaşlı, kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden, yediden yetmişe ve hangi görüşte olursa olsun istisnasız tüm insanların, kaynaşma ve dayanışma vesilesi gördüğü ve büyük bir şevkle kıldığı Teravih Namazlarından; toplu iftarlardan ve sahurlardan;
  • Özellikle bizim insanımızın, eşine-dostuna, uzak-yakın akrabasına, komşusuna, arkadaşına ve daha ötesi yedi yabancı dahi olsa katılmayı görev bildiği, son vazife olarak gördüğü ve önemsediği Cenaze Namazlarından;
  • Bu toprakların kadim geleneği ve bereket vesilesi olan, komşu, eş-dost, akraba ziyaretlerinden ve hatta bazı durumlarda ana-babaya karşı olan vazifelerinden;
  • Toplumun faydası için çalışmalar ortaya koyan Vakıf, Dernek, Cemaat ve STK’lar mevcut faaliyetlerinden

İnsanlığın SAĞLIĞI ve SELAMETİ için FERAGAT etmiş, Devlet Yönetiminin aldığı kararları yerinde bulmuş ve harfiyen uymuştur.

Zor zamanlarda ortaya koyduğu, “Devlete ve Millete Zeval Gelmesin!” engin ferasetini bu zorlu günlerde de göstermiştir.

 Anıtkabir’de ve değişik açılışlarda törenler düzenlendiğine, AVM’ler açıldığına ve futbol maçları serbest bırakıldığına göre camilerin ibadete açılması zamanının geldiğine inanıyoruz.

Camilerin uzun bir süre kapalı kalmasının, Cuma namazlarının kılınmamasının, toplumda özellikle gençlikte oluşturacağı olumsuz psikolojinin göz önünde bulundurulmasının olmazsa olmaz olduğu kanaatindeyiz. Diyanet personeli, sağlık kurallarına uyma konusunda gerekli hassasiyeti gösterdiği takdirde halkımız diyanet personelinin uyarılarına riayet edecektir.

Diyanet İşleri başkanlığı bu sorumluluğu üstlenmelidir. 

Bu nedenle Ramazan bayram namazı dahil, Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği “maske, mesafe ve temizlik” gibi “üç önemli” tedbiri almak ve uygulamak şartıyla tüm camilerin ibadete açılmasının zamanının geldiğine inanıyor ve tüm camilerin ibadete açılmasını bekliyoruz.

HENÜZ VAKİT VARKEN!

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir