Reina Saldırısı

0

BASIN AÇIKLAMASI

ŞER İTTİFAKI (ABD, AB, NATO, İngiltere, İsrail, Siyonizm); genelde Ortadoğu’da, özelde Türkiye’de icra ettiği eylemler zincirinin son halkasını, yılbaşı gecesi, Beşiktaş – Ortaköy’de bulunan bir eğlence merkezinde gerçekleştirmiştir. Bu vahim hadisede 39 kişi ölmüş, 4’ü ağır 69 kişi yaralanmıştır. Ölenlerin ailelerine Allah’tan sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz…

Terör, hangi amaçla yapılırsa yapılsın bir insanlık suçudur. Amasız, fakatsız ve lakinsiz olarak bundan öncekileri olduğu gibi, bu vahşeti de kelimenin gerçek anlamıyla, şiddetle ve nefretle lanetliyoruz…

İstanbul Beşiktaş’ta Çevik Kuvvete, Kayseri’de Komandoları taşıyan bir otobüse yönelik canlı bomba saldırısı, Rusya büyükelçisi Karlov’un, Ankara’da, bir suikastla öldürülmesi ve İstanbul – Ortaköy’de bir gece kulübünün basılması saldırıları çok amaçlı ve çok mesajlı saldırılardır.

ŞER GÜÇLERİN organize ettiği bu son olaylar, Birinci Beyin/Dış Beyin Halkası tarafından tasarlanan ve İkinci Beyin/İç Beyin Halkası tarafından uygulanmak üzere ülkeye uyarlanan ve CIA/MOSSAD/MI6/BND gibi istihbarat örgütleri tarafından alınıp eğitilen ve organize edilen Üçüncü Halka’daki  taşeron örgütler aracılığıyla hayata geçirilen projenin yeni bir boyut kazandığının göstergesidir.

Bu olaylar, MİT operasyonu(Hakan Fidan’ın Oslo görüşmeleri için ifade vermeye çağrılması) ve ardından başlayan Taksim Kadife Darbe Süreci ve onun devamı olan Sosyolojik Savaş amaçlı 15 Temmuz Darbe Girişimi sürecinin devamından başka bir şey değildir. Şer İttifakının Irak – Suriye hattında Türkiye’yi tuzağa düşürmesi, PKK, PYD – YPG’ye silah yardımı yapması ve PYD – YPG’yi “stratejik ortak” ilan etmesi, Türkiye’ye açılmış ve fakat adı henüz konulmamış, ana amacı sosyolojik olan bir savaşın sonuçlarıdır.

ŞER İTTİFAKI, “Dolaylı harp stratejisi” kapsamında birbirine taban tabana zıt taktiklerle, çok farklı noktalarda, ortamlarda, farklı toplum kesimlerinde Türkiye’ye ard arda saldırılar düzenlemek üzere uzun vadeli bir strateji çizmiş ve uygulamaya sokmuştur.

Kısa vadede hedef, siyasi iktidar; uzun vadede hedef, Türkiye’nin bizzat kendisidir.

MİT operasyonunun ardından başlayan Kadife Darbe süreci nasıl 15 Temmuz ihanet darbe girişimine gelip dayanmış, çok aşamalı ve uzun vadeli bir stratejinin ürünü ise; ŞER İTTİFAKI tarafından Beşiktaş’ta Çevik Kuvvete yapılan Saldırı da, yeni bir sürecin, başlangıcıdır. Öncelikle bunun görülmesi ve ona göre uzun vadeli bir stratejinin belirlenmesi gerekmektedir.

Bu son olayların zamanlaması ve icra ediliş şekli, 1980 öncesi olayları çağrıştırmaktadır. Bu nedenle Şer İttifakının Türkiye içi bağlantıları, iç müttefikleri öncelikle bulunup ortaya çıkarılmalı ve teşhir edilmelidir.

Reina saldırısının bir boyutu, ekonomik olup Türkiye’nin turizm gelirlerini baltalamaya dönüktür. İkinci boyutu, Alevi – Sünni; üçüncü boyutu ise, laik ve anti – laik bir fay hattı oluşturmaktır.

Münferit ve sıra dışı vakıaların müsebbibi olarak Müslümanları hedefe oturtmak, sorumlu tutmak ve töhmet altında bırakmak, olayları tasarlayan proje sahiplerinin arzuladığı ve hedeflediği kötü amaçlarının bizdeki iç yansımasıdır. Üstelik bu durum, toplumdaki her kesimin sinir uçlarını harekete geçirme gayesi güttüğü için son derece tehlikelidir.

O sebeple olayları ele alıp değerlendirirken özellikle altının çizilmesi gereken nokta, medya üzerinden servis edilen ve birbirleri ile çelişkili olan bilgilerin, istihbarat servisleri tarafından, belli bir amaca dönük olarak servis edildiği gerçeğinin göz ardı edilmemesidir. İstenen, bu bilgilerin alınıp yaygınlaştırılması ile bir kaosun ve ümitsizliğin meydana gelmesidir. Ayrıca sosyolojik savaş kapsamında; hedef kitlenin ayrışması, fay hatları meydana gelmesi veya var olan fay hatlarının enerji ile yüklenmesi amacı vardır. Kin ve nefretin yaygınlaşarak uzlaşma ortamının ortadan kalkması; gerekirse hedef kitlenin çatıştırılması, temel amaçlardan biridir.

Sonuç olarak; ülkemizi, İslam coğrafyasını parçalayıp çeşitli uydu ülkelere ayırmaya ve işgal etmeye yönelik bu saldırıların karşısında, millet/ümmet olarak dimdik ayakta durmalıyız. Birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek söz, tutum ve davranışlardan kaçınmalıyız. Bizi var eden değerlerimize yönelmeliyiz. Kendimizden başlayarak ailemizi, çevremizi ve milletimizi bu değerler doğrultusunda yeniden inşa etmeliyiz.

Allah’ın ipine hepimiz sımsıkı sarılmalı ve dağılıp ayrılmamalıyız…

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir