SİYONİST İSRAİL İRAN’A NİÇİN SALDIRDI

45
0

BASIN AÇIKLAMASI  – İSTANBUL, 19.06.2025

SİYONİST İSRAİL İRAN’A NİÇİN SALDIRDI?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile İran arasında devam etmekte olan “atom bombası yapımında kullanılacak uranyumun zenginleştirilmesinin sınırlandırılması” müzakereleri devam ederken; 13 Haziran’da “Kudurmuş Köpek(*)” İsrail’in İran’a saldırmasını ABD Başkanı Donald Trump’ın; bu saldırıya yeşil ışık yakması ve saldırıların arkasında olduğunu ifade etmesi düşündürücüdür.

İsrail’in bu saldırılarında, başta İran’ın Genel Kurmay Başkanı olmak üzere, üst düzey komuta heyetinin bir bölümü ile bilim adamlarının bir kısmı öldürülmüştür. İçinde İran’ın çeşitli şehirlerinin, hastanelerinin de bulunduğu yerleşim yerleri dron ve roketlerle vuruldu. Bu ani saldırının şokunu kısa sürede atlatan İran da İsrail’in Hayfa Limanını, Tel Aviv’i, MOSSAD’ın merkezini ve finans merkezini vurarak İsrail’in saldırılarına karşılık vermektedir.

Genel kanaat İsrail’in nükleer bombaya sahip olduğu yönündedir. Nükleer başlıkların varlığı bilindiği, bu başlıkların Gazze’de “soykırım” uygulayan katil Netanyahu’nun kontrolünde olduğu halde; “Neden kimse bu konuyu gündeme taşımıyor?” da İran’ın nükleer çalışmaları ile uğraşılıyor.

Güçlü olanın haklı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

İran’ın nükleer enerji programından çekilmek için tasarı hazırladığı basında yer alan haberlerden anlaşılmaktadır.

ABD ve İsrail basını, 17.06.2025 Salı günü güvenlik ekibiyle toplantı yapan Trump’ın İran’a müdahaleye sıcak baktığını, Pentagon’un yakında savaşa dahil olabileceğini yazdı.

ABD Başkanı Donald Trump; “(Hamaney) Nerede saklandığını biliyoruz. Onu ortadan kaldırmayacağız, en azından şimdilik. Sabrımız tükenmek üzere. Koşulsuz teslim olun!” dedi. Hatta Tahran’ın boşaltılmasını da istedi.

Bu, nasıl bir müstekbirliktir?

İsrail’in İran’a yapmış olduğu saldırının zamanlaması da çok manidardır.

Siyonist İsrail’in 19 yıldır devam ettirdiği Gazze’ye yönelik insanlık dışı ablukasını kırmak için “Madleen”le başlayan ablukayı yarma sivil toplum girişimi engellenmiş olsa da dünyadaki yankısı çok büyük olmuştur. Bu olayın arkasından Malezya’da bir araya gelen STK’ların, “Gazze İçin Bin Gemi” sloganı ile başlattıkları girişim Avrupa, Asya ve Lâtin Amerika tarafından desteklenmiştir. Bu girişimin ardından Afrika’dan, Fas’tan ve dünyanın çeşitli yerlerinden ablukayı kaldırmak için sınırlarda toplanmaya başlayan insanların harekete geçtikleri ve ülke yönetimlerini zorladıkları bir anda İsrail’in İran’a saldırdığı düşündürücüdür.

İnsanlıktan zerre kadar nasibini almamış İsrail ve Onun Başkanı katil Netanyahu’nun bu saldırılarını amasız ve fakatsız olarak lanetliyoruz. Dünyanın ve insanlığın başına bela olmuş bu canilerin bir an önce durdurulmasını ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği soykırım cezasının hemen uygulanmasını bekliyoruz…

Şer İttifakı (ABD, İngiltere, AB Ülkeleri, Siyonizm ve Vatikan)’nın tüm dünyayı Üçüncü Dünya Savaşı’na sürükleyerek, “tek dünya devleti-tek dünya hükûmeti-tek hukuk ve tek para sistemi” kurma stratejisini uygulamak istemektedir. Bu stratejiyi bozabilecek tek güç, iki milyara yakın Müslümanın, ümmet kimliği etrafında birleşmesi ve bütünleşmesidir. Bunun için uzun vadeli bir strateji belirleyip bir yol haritası ortaya koymak artık bir zorunluluktur.

Türkiye, bu ana hedef merkezli bir stratejik yaklaşımla konuyu ele aldığında Şer İttifakı karşısına iki milyarlık bir ümmeti güç olarak çıkarabilecek ve tüm mazlum milletler de “D-60 ve D-160 modeline” uygun bir şekilde bu yapılanışta yerini alabilecektir.

Siyonist İsrail’in asıl hedefi -söylediği gibi- İran rejimini değiştirmek değildir. Onun asıl hedefi 3. Dünya Savaşı çıkararak Armagedon’u gerçekleştirmektedir…

Şer İttifakı 21. yüzyılı, “dijital dönüşüm” yüzyılı olarak öngörmekte, bu nedenle “büyük sıfırlama” (Great Reset) stratejisini uygulamaya sokabilmek için önce biyolojik savaşı (Covid-19 pandemi süreci), sonra ekolojik savaşı, daha sonra Ukrayna da “senelerce sürecek” “uzun savaşı” / hibrit savaşı, sonra da “kudurmuş köpek” İsrail üzerinden Filistin- Lübnan hattında siber savaşı farklı bir boyutta (çağrı cihazı, telsiz ve cep telefonlarının internet üzerinden patlatılması) ve nihayet bugünlerde İran’a yapılan saldırı ile başlatmıştır. Bu önemli sürecin yıllar ekseninde, birbiri ardınca ve birbirini destekler mahiyette vuku bulması, tüm dünyada çok uzun sürecek yeni bir savaşın kilometre taşları olarak görülmesi gerekir. Bu savaşların önemli bir boyutu, ülkeleri ekonomik krizle çökertip “kadife darbelere uygun bir gayrimemnunlar kitlesi” inşa ederek savaşmadan mevcut yönetimleri ve hatta devletleri paramparça etmek ve 2050’li yıllara doğru “1000 küçük şehir devleti” inşa etmek amaçlı olduğu gerçeğini görmemiz gerekmektedir.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından ve bugün ABD’nin, İngiltere’nin ve Almanya’nın desteklediği İsrail’in İran’a saldırmasından sonra dünyada değişik liderler/yöneticiler tarafından gittikçe yoğunluğu artan “3. Dünya savaşı başlamıştır.” / “Başlayacaktır.” / “Başlaması çok yakındır.” söylemi çok sık kullanılmaktadır.

Kitle imha silahlarının (Nükleer, Kimyasal, Biyolojik, Siber Silahlar, Suikastlar vb.) rakip ve düşman ülkelerde var olduğu gerçeği bilindiğine göre 3. Dünya Savaşı’nın insanlığın sonu olabileceği sıkça ifade edildiği halde dünyada böyle bir savaşı başlatmayı bugün kim isteyebilir?

Bu sorunun cevabını bulabilmek için küreselci şer ittifakı ile dünyadaki ulusal yönetimler arasında başlatılan ciddi bir hesaplaşma döneminin varlığını ve bu amaçla dünyada, özellikle, Büyük Ortadoğu ve Avrasya coğrafyasında birbiri ile bazen çatışan, bazen uzlaşan projelerin varlığını göz önüne almamız ve iyi analiz etmemiz gerekir.

Bu küresel saldırıya karşı mücadele vermeye çalışan ülke yöneticilerinin şimdiden bazı tedbirleri almak mecburiyeti vardır.

Öncelikle, çifte vatandaşlıkları olan ve Türkiye’de yaşayan İsraillilerin tümünün kontrol altına alınması gerekir.

Türkiye’den giderek İsrail ordusunda Filistinlilere/Gazzelilere karşı savaşanların vatandaşlıklarının iptal edilmesi ve en kısa zamanda sınır dışı edilmesi gerekir.

Bu gözü dönmüş Siyonist İsrail, sadece halkı Müslüman olan ülkelerin başına bela değil, tüm insanlığın başına beladır. Bir an önce gerekli tedbirler alınarak insanlığın bu belâdan kurtarılması gerekir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Fidan’ın bazı ülke yöneticileriyle telefon diplomasisi yürütmeleri çok önemli bir fonksiyon görmüştür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, halkı Müslüman olan ülkelerin liderlerini de İstanbul’da toplayarak “İslâm Dünyası Olarak” İsrail’e, Siyonizm’e ve onları destekleyenlere karşı ortak bir tavır belirlemeli ve ona göre gerekli tedbirler alınmalıdır.

Müslümanların aklını başına toplaması gerekir. Boşa geçirecek bir saniyemiz bile yoktur. Aramızdaki farklılıkları bir tarafa bırakarak birlik ve dayanışma içinde olmanın yollarını aramalıyız. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.

Sonra, “Eyvah!” demenin bir faydası olmaz.

Henüz vakit varken!

İsrail’in; Filistin/Gazze’ye, Lübnan’a, Suriye’ye, İran’a saldırılarının arka planını daha iyi anlayabilmek için; Prof. Dr. Burhanettin Can’ın, Umran Dergisi’nde yayımlanan, ekte sunduğumuz iki yazısını incelemenizde fayda vardır:

  1. Prof. Dr. Burhanettin Can, 3. Dünya Savaşı Hibrit Savaşlar Düzleminde Bölgesel Eksende Başlatılmıştır, Umran Dergisi, Ekim 2024.
  2. Prof. Dr. Burhanettin Can, Şer İttifakı Üçüncü Dünya Savaşı İçin İki Ana Eksen Oluşturmaya Çalışmaktadır, Umran Dergisi, Kasım 2024.

https://profdrburhanettincan.blogspot.com/

Yazılara hem Umran Dergisi’nden hem de Burhanettin Can’ın bu blog’undan ulaşabilirsiniz…

(*) Bizzat Moshe Dayan’ın İsrail için kullandığı bir ifadedir.  Dört ayaklılardan özür dileriz.

 

UMRAN KÜLTÜR VE MEDENİYET HAREKETİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir